sağlık bakanlığı personel | personel sağlık | pbs sağlık | haberterapi
Dr. Muzaffer Yurttaş

Dr. Muzaffer Yurttaş

muzafferyurttas@haberterapi.com

Yeni yılda temiz bir sayfa açalım!

Takvimlerden her gün bir yaprak kopuyor. İşte bir yıl bitti ve yeni bir yıla girerken temiz bir sayfa açmak için fırsat sizi bekliyor. Yeni bir heyecan ve umut ile yaşama anlam katmak için, gelin hayatımıza bir format atalım.

Eskilerin tüten ocak, sığınılacak mekan, huzur yurdu olarak gördüğü evlerimiz, şimdi ne halde? Huzur mekanı olması gereken yerler, neden kavga ve tartışma masası haline geldi? Ne yapmalı ve nasıl yapmalıyız ki, sıcacık, özlenen ve sığınılan bir yer haline gelsin evlerimiz?

Önce fiziki mekanları her gün güzelleştirmeye çalışırken ve hatta peyzaj mühendisliği diye bir meslek oluşturduğumuz halde kullanılamaz duruma getirdiğimiz evlerimize bir bakalım. Evlerimizin metrekaresi gittikçe artarken, kullandığımız alanları giderek daraltıyoruz. Evin en büyük yeri olan salonu yılda 3-5 gün kullanıyoruz. Eşyalarımız ihtiyacımızı karşılamaktan öte bir süs eşyası görevini yerine getirmekten başka bir işe yaramıyor.

Gün geçtikçe evlerimiz sadelikten ve samimiyetten uzaklaşıp eşya deposu haline geliyor. Tasarım ve peyzaj biliminin çok geliştiği çağımızda, evlerimiz fiziken çok güzel olabilir ama ruhumuzu tatmin etmekten çok uzak. Çünkü ruh kendisine güzel bir ev değil, kendisinin aidiyet hissettiği ve coşku duyduğu bir yer arıyor. Gökdelenleri icat eden insanoğlu, huzuru ve mutluluğu aynı oranda yükseltemedi. Uzaya ve aya gitmeyi becerebilen dünya insanı, karşı komşusuna gitmeye muktedir olamadı.

Evlerimizde bizleri esir alan televizyon ve internet çılgınlığına dur demeden, huzur ve mutluluğu sağlamamız mümkün görünmüyor. Ebeveynlerin televizyonda dizi tutkunu olduğu, gençlerin internette arkadaşları ile sahte ve sanal dostluklar kurmaya çalıştığı bir mekan, nasıl huzur mekanı haline gelebilir?

Küçük sohbetleri, birlikte oturulan sofraları, günümüzü ve yaptıklarımızı paylaştığımız sıcacık çay saatlerini özler olduk. Birlikte kitap okuyup, birlikte oyunlar oynadığımız o şen yuvalara hasretiz. Huzur Sokağı, bir dizi film olmaktan başka bir anlam ifade etmiyor artık. Saygı, sevgi ve hoşgörünün yerini kavga ve tartışma kültürünün gün geçtikçe daha fazla egemen olduğu bir zorunlu birliktelikler yurdu oldu artık hanelerimiz.

Ailenin her bir üyesi başını ellerinin arasına alıp biraz tefekkür etmeli ve kendi sorumluluğunu ve neler yapması gerektiğini düşünmeli. Özlenen tabloya "ben nasıl katkıda bulunabilirim?" diye tefekkür etmelidir.

Hadi gelin yeni bir yılı vesile kılalım ve o eski yuva sıcaklığını tekrar inşa edelim. Bu kutlu mekana bir tuğla da biz koyalım. Yoksa rekabet, çatışma kültürünün bizleri nerelere getirdiğini her gün basından izliyor ve "Eyvah! Nerede hata yaptık?" diye hayıflanmaktan başka bir şey yapmıyoruz. Cennettin, ayakları altında olan analarımızı, disiplin unsuru olmak için bazen sessizce, kayıtsızmış gibi davranan babalarımızı, evlerin bereketi ve neşesi olan evlatlarımızı kucaklayalım ve onlarla huzuru birlikte soluyalım. Bu yılı bir milat olarak görelim ve yeniden hayallerimizdeki yuvayı kuralım. Hiç bir şey için geç değildir ve zararın neresinden dönülürse kardır.

Milletçe, ailece huzurlu, sağlıklı ve özlediğiniz yaşamın o eski tadını tekrar bulmanızı diliyorum. Sağlıcakla kalın!

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Hava Durumu

Namaz Vakitleri

Haber Scripti: Medya İnternet | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom