Sağlık Emekçilerinin hastanelere kapatılması kabul edilemez!

Sokağa çıkma yasakları başladığından beri, tehdit ve korkuyla karşılaşan sağlık emekçileri, adına haftalık nöbet denilen belirsiz bir uygulama ile hastanelere adeta hapsedilmişlerdir.

PAYLAŞ
Haber Terapi -

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, hükümetin Cizre ve Silopi olmak üzeren özel güvenlik bölgelerende görev yapan öğretmenlerin izne çıkartılmak suretiyle bölgeden uzaklaştırılmasının ardından basın açıklaması yaptı.

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası yaptığı basın açıklamasında;

13 Aralık 2015 günü hükümet yetkilileri tarafından Şırnak'ta görev yapan kamu görevlileri ile ilgili iki önemli açıklama yapıldı. Bu açıklamalardan biri, başta Cizre ve Silopi olmak üzere özel güvenlik bölgelerinde görev yapan öğretmenlerin "izne çıkartılmak" yoluyla bölgeden uzaklaştırıldıklarına ve ayrıca yurtların da boşaltıldığına dair idi. Aynı saatlerde doğrudan Sağlık Bakanı Müezzinoğlu tarafından yapılan bir açıklamayla da bu bölgelerde görev yapan sağlık emekçilerinin 24 saatlik nöbetler şeklinde değil, haftalık nöbetler şeklinde çalışacakları duyuruldu. Yani, normalde 24 saatlik nöbetler şeklinde çalışan sağlık emekçilerinin, bir hafta boyunca hastanede nöbet tutacakları, bu süre içerisinde hastanede yatıp kalkacakları söylendi. Bu planın gerekçesinin ise, sokağa çıkma yasağının olduğu bölgelerde hastane personelinin giriş çıkışında sorun yaşanmaması olduğu iddia edildi.

Hiç bir hukuksal dayanağı olmadan, herhangi bir resmi yazı olmadan yapılan bu açıklama, yine herhangi bir yazılı talimat olmadan hemen bugün itibariyle Şırnak'ta hayata geçirilmeye başlanmak istenmektedir.  Sokağa çıkma yasakları başladığından beri tehdit ve korkuyla karşılaşan sağlık emekçileri bakımından hastanede adeta hapsedilmeyi dayatan ancak adına haftalık nöbet denen ne olduğu belirsiz bir uygulama dayatılmaktadır.

Sokağa çıkma yasağının bulunduğu bölgelerde sağlık emekçilerinin yaşadığı ihlalleri ilk günden itibaren Sağlık Bakanlığına bildiriyor, sağlık emekçilerinin ve sağlık hizmetlerine erişimin güvence altına alınması için önlem alınmasını istiyoruz. Sağlık emekçileri, Sağlık Bakanından aylardır kendilerini rahatlatacak açıklamalar ve önlemler beklerken,  kaygılarını çok daha artıracak, hiç bir açıklaması bulunmayan "haftalık çalışma" uygulaması dayatması ile karşı karşıya bırakılmaktadır.  Sokağa çıkma yasakları sırasında nöbet değişimini gerekçe göstererek sağlık emekçilerinin günler boyunca hastanelerde hapsedilip kapalı tutulması kabul edilemez bir uygulamadır.Asker ve polis tarafından hastanelerin üs olarak kullanılmasına, ambulansların yaralılara giderken polis tarafından engellenmesine, halkın hastanelere erişememesine, acil servislerin önünde zırhlı araçların konuşlanmasına, sağlık emekçilerinin öldürülmesine ve yaralanmasına ses çıkarmayan Sağlık Bakanı polisliği bir tarafa bırakıp halkın sağlık hakkı ve sağlık emekçilerinin şiddetten uzak biçimde insanca çalışma ve yaşam hakkının gereklerini yerine getirmek için uğraşmalıdır.

Birbiri ardına farklı kentlerde ve bölgelerde özel güvenlik bölgesi uygulaması adı altında haftalar süren sokağa çıkma yasakları ilan edildi. TİHV verilerine göre  16 Ağustos 2015 tarihinden 11 Aralık 2015 tarihine kadar 7 ilde, 1,3 milyon kişinin yaşadığı 17 ilçede toplam 52 kez süresiz ve gün boyu sokağa çıkma yasakları ilan edilmiş ve bunlardan en uzunu 14 gün boyunca sürmüştür. Bu uygulamalar ile halk orantısız bir şiddete maruz bırakılmaktadır. Başta yaşam hakkı olmak üzere halkın beslenme, sağlık hizmetine ulaşma/bu hizmetlerden yararlanma gibi temel hakları ihlal edilmeye devam edilmektedir. Öğretmenler ve sağlık emekçileri üzerinden yapılan bu planlar ise, AKP'nin savaşta ısrarının işaretleridir ve sokağa çıkma yasağı uygulanan bölgelerde yaşanacaklarla ilgili kaygılarımızı ve korkularımız daha da artırmaktadır.

Bu uygulama açık savaş halinde istisnai olarak başvurulabilecek bir durumdur. AKP sağlık emekçilerine bu çalışmayı dayatarak açıkçası bir savaş yürüttüğünü de itiraf etmiş durumdadır. Bu halde Türkiye’nin savaş hukukunu düzenleyen Cenevre sözleşmelerinden 12 ağustos 1949 tarihli sağlık ve emniyet mıntıkaları ve mahallerine müteallik anlaşma projesine uyma yükümlülüğünü hatırlatmak isteriz. Bu sözleşmeye göre sağlık mıntıkalarına hiçbir şekilde silahlı güçlerin girmemesi gerekmektedir. Hastanelerin polis ve asker ablukasına alınıp halkın sağlık hakkının engellenmesi açık bir sözleşme ihlalidir. Sağlık merkezinin bulunduğu ilçede ikamet eden sağlık emekçilerine sağlık merkezlerine gidiş-geliş konusunda hiçbir engel çıkartılmaması ve çalışmalarının kolaylaştırılması gerekirken, sağlık emekçilerinin sağlık merkezlerine hapsedilmesi ağır bir hukuk ihlalidir. Sendikamız özellikle bu uygulamanın yarattığı ve yaratacağı sakıncaları yerinde gözlemlemek için Dünya Sağlık Örgütü’nü ve Uluslararası Kızılhaç’ı Türkiye’ye davet edecektir.

Sağlık emekçileri olarak; hastanelerimizi özel harekatçı üslerine çeviren, normal bir biçimde çalışma hakkımızı yok sayan, bizleri öldüren ve tehdit eden, halkın sağlık hakkını, yaşam hakkını, beslenme ve temiz suya erişim hakkını ihlal eden AKP’nin savaş politikalarına karşı çıkacağımız ve barışta ısrarcı olacağımız bilinmelidir. 14.12.2015

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN